
Çocukluğumuzun kış ayları ile şimdi ki kış aylarını karşılaştıracak olursak, arada çok büyük farkın olduğunu hemen görürüz. Benim yaşımdakiler benden öncekiler, bir miktarda benden sonrakiler, kış aylarında bahsederken, o yıllarda çok daha sert bir kış mevsiminin olduğunu anlatır dururlar…
Çömçe gelin ne ister
Kız koyun kurban ister
………………
…………………………
Diye başlayıp:
Çömçe Gelin olasan
Her kapıda durasan
Uşahların elinde
Mahleyi dolanasan….” la devam eden bir tekerlemeydi.
Aslında yaşadığımız coğrafya, bir inançlar mozaiği…
Uygarlığın başı olan Mezopotamya, Dinlerin çıkış noktası Ortadoğu…
Bu gelenek görenek, inanç sistematiği, yöreden yöreye isim değişiklikler göstersede amaç aynıdır.
Kimi yerde çomça gelindir, kimi yerde çömçe gelin…
Kiminde kepçe gelin, kiminde çullu, kiminde kepçe kadındır…
işte yağmurun ve insanın öyküsü tarihi boyunca hep iç içe olmuştur.
Yağmur bazen insanın bereketi, bazen felaketi olmuştur.
Âdem peygamber ilk tohumu Harran Ovasına ektiğinde üzerine yağan yağmur bereketi, insanların azdığı yoldan çıktığı zaman üzerine Nuh Peygamber zamanındaki yağmur da inasanın felaketi olmuşur.
Ama bütün dinlerde yağmur bereket olarak nitelendirilmiştir.
Onun için insanlar nezdinde kutsal bir nitelik kazanmıştır yağmur…
Onun için okunan duaların kökeninde kutsallık vardır, bu kutsallığın temelinde de büyük bir İnanç vardır. Bu büyük ve güçlü inanç, şerefli bir yere sahip olan insana özgü bir fenomendir.
Sami dinlerin tamamında, tek tanrılı dinlerde, Uzakdoğu dinlerinde, çok tanrılı dinlerde yağmurla gökyüzü ile ilgili ritueller vardır.
Genelde bölgemiz, özelde Urfa, tarihin her döneminde verimli ovalarıyla dostun ve düşmanın iştahını kabartan bir yer olmuştur.
Böylesine verimli aynı zamanda tarıma elverişli bu geniş araziler, tarihin her döneminde yağmura muhtaç olmuştur. yağmurun burada ki karşılığı “rahmettir” kutsiyeti diğer yerlere göre daha fazladır.
Yöremizde bundan on yıl öncesine kadar, kuru tarım yapıldığından dolayı bütün ümitler o yıl yağacak olan yağmurlara bağlanırdı.
Şayet yıl kurak geçse, şehrin tüm kesimleri zarar görürdü.
Onun için bundan 30–40 yıl önceleri, Eyyüp peygamber düzünde şehrin ruhani liderinin arkasında Urfa halkı topluca namaz kılar yağmur duası ederdi.
Urfalıların bu ritüelleri Eyüp peygamber düzünde yapmalarının nedeni Hz. Eyub’un makamının burada olmasından dolayı idi.
Buranın bir kutsiyetinin olması, yapılan duaların kabulünde başlıca rol oynamasının payının büyük olduğunu söylemek mümkün.
İşte burada yağmurun bir an önce yağması için halk el açar Allahtan rahmet gelmesi için dua ederdi.
Bazen dua esnasında bazen sonrasında birkaç damla yağmurun yağması bile duaların kabulü anlamına gelirdi.
Urfa da çevrilen sinema filmlerine ve dizilerine bakacak olursak birçoğunda kuraklık, yağmur, dua ve bazı ritüeller etrafında şekillendiğini görürüz.
bahsedilen konular bazen ironik, bazen komik bir şekilde seyirciye aktarılmıştır.
Bu filmlerin en başında geleni, hiç şüphesiz ki; “Şener Şen’in başrollerini baylaştığı; “Zuğurt Ağa” filmidir.
Burada ağa rollündeki Şener Şenin marabalarının yağmur duası ve cennette tapu almaları karşılığında, seçim sandığında ağayı satmalarıdır.
İşte Urfa – yağmur ilişkisinin hafızamda yer eden birkaç bölümü bu şekilde…
Şimdi bakıyorum da o yıllardan bu yıllara hakikaten Urfa da kış çok çok kurak geçmiş/geçiyor.
Karı 3-5 yılda ya da hiç göremiyoruz.
Televizyonlarda yurdun başka yerlerinde kar manzaralarını gören Urfalı çocuklar:
“Baba bizim buraya ne zaman kar yağacak” deyip duruyorlar.
Bu gidişle Belediyemiz, bir kar müzesi kuracak gibi…
Karla mücadele için kullanılan alet ve edevatın, eskilerin “kırmızı kar senesinde doğdum” dedikleri o kırmızı kardan da bir miktarını bu müzeye koyabilirler yetkililerimiz.
Ya da turizmciler Dubai de olduğu gibi, yapay kar parkurları, kartopu sahaları, burnunda pırçık, gözünde kömürlü kardan adam vs. bir miniakar tatil köyü kurmaları gerekebilir, benden söylemesi… Ancak öyle çocuklarımızın dilinde kurtuluruz.
Allah’ım ne olur bir defalığına da olsa bu memlekete bir kamyon dolusu karı yağdır.
Yazılarıma çok uzun bir zaman ara verdim bu durumdan dolayı okuyucularımdan ve sitenin sahibi değerli arkadaşımdan özür diliyorum:))