RİSALELERİN DİLİ VE USLUBU


RİSALELERİN DİLİ VE USLUBU

Kur-an’ın manevi bir tefsiri olan Risale-i Nurlar ekseriyetle asrımızın manevi ihtiyaçlarını karşılayacak iman hakikatlerini izah etmektedir. Telif edildiği dönem itibariyle asrımıza hitap etmektedir. Bundan 70-80 sene öncesinde yazılmasına rağmen Bedi’üzzaman Hazretlerinin tabiriyle “Bu elmas hükmündeki iman hakikatleri kıyamete kadar devam edecektir”. Yani günümüze ve geleceğe ışık tutacaktır. Risaleleri okuyup istifade edenlerin sayısı gün geçtikçe belki misliyle artmaktadır. Okuyanların çoğalmasıyla birlikte yeni bir konu gündeme oturmuştur. Bu ise Risale-i Nur’un dilinin sadeleştirilmesinin gerekli olup olmadığı ile ilgilidir. Risale-i Nur’un sadeleştirilmesi ile ilgili düşünce ve girişimler aslında yeni olmamakla beraber gerekliliğini savunanların dayanakları ise şöyledir.

Risaleler günümüz Türkçesiyle yazılmadığından,  anlaşılması zordur.

Risaleler geniş halk kitlelerine hitap edebilmesi için, yeniden ele alınıp sadeleştirilmelidir.

Aslına bakılırsa bu söylenenler bir manada doğru olsa da Risale-i Nurlar için bunun uygulanması, bu eserlerin anlaşılmasını sağlamayacaktır. Manaları her yönüyle değil sadece bir yönünü ele alacağından birçok tahribatlara neden olacaktır. Risalelerin sadeleştirilemeyeceğini değişik yönlerle ele alacak olursak. Şöyle ki:

Kelime Karşılığı:

Risaleler zengin bir kelime haznesine sahiptir. Bilinmeyen yaklaşık 10 bin kelime var. Bilinenlerle beraber 20 bin kelime civarıdır. Oysa, sade dille yazıldığında okumalarını ve anlamalarını umduğunuz insanlar azami bin kelime kullanacaklar. Bu durumda, lisan ve lügat ilmine vakıf herkes bilir ki, Risaleleri zayi etmeksizin sadeleştirmek mümkün değildir. Yirmi bin kelimeyi bin kelimeyle ifade etmek akıl karı değildir.

Tefekkür ve Kültür Köprüsü:

Risale de geçen kelimeleri bilen ve anlayan bir insan, aynı zamanda tefekkür alanını genişletmiş demektir. Çünkü insanoğlu sahib olduğu kelime kavram ve terimler nisbetinde akleder düşünür ve kavrar. Bu kıymetli eserlerin önemli faydalarından biri de budur. Bu bağlamda Risalelerin bir diğer  hizmeti de eski lisanımızı muhafaza etmek ve şimdiki lisanımızla ortak bir dil kurmaktır. Bununla birlikte, tarihimiz, ecdadımız, kültür ve medeniyetimiz ile atılan köprüleri yeniden inşa etmektir. Böyle hikmeti bulunan bir esere hangi el veya eller ilişebilir?

Üslubunda ki Bedi’lik

Nitekim Risaleler bu asra kadar gelen tefsirlerden farklı olarak, kendine has bir üslubu, yöntemi ve meseleleri ele alış şekli vardır. Risaleleri okuyanlar göreceklerdir ki fevkalade tesirli bir üslubu vardır. Hem akla, hem de kalbe tesir eden bir tefsirdir. Bu üslubu dinleyen hakikatte tam anlamasa da okuduğu ve dinlediği sözler kendisine manevi tatmin duygusu vermektedir. Risaleler Kur-an’ın manevi bir tefsiri olmaklığıyla üslubunun bedi’liği, okuyan ve dinleyen herkesçe sabittir. Bu bedi üslubu kendi keyfine göre sadeleştirmek; risaleleri parçalamak ve tesirini kırmak anlamına gelir.

Istılahi Terimler

Her ilmin kendine has ıstılahları, terimleri, kavramları vardır. O ilmi elde etmek isteyen kişi bu kelimeleri öğrenmek zorundadır. Mesela tıp ilmini öğrenmek isteyen bir insan tıp ilmiyle alakalı terimleri, ıstılahi kelimeleri kullanmadan tıp ilmine vakıf olamaz. Bir ilmi bilmek, o ilmin terimlerini sindirmekle mümkündür. Aynen öylede Risalelerde Kur-an’i ve İslami terimler ve kavramlarla yazılmıştır. Onun da ıstılahları var. Bu ıstılahları karşılayacak bir başka kelimeyle ifade etmek, manayı bozup şahsileştirmekten başka bir şey olamaz. İşte bu harika Risale-i Nur eserleri, İslami terimler hazinesidir. İsteyen o hazineden istediği kadar istifade edebilir.

Herkes Hissesini Alır

İlmin temeli meraktır. Bir konuyu merak eden insan ne kadar zor olsa da ne kadar uğraştırsa da merakını tatmin etmek için elinden geleni ardına koymaz. Manevi buhranlar geçiren Avrupa, hakikati aramaya başladığı şu zamanımız da Kur-an’ın sönmez ve söndürülemez manevi güneşine sarılmakta onu okuyup anlamaktadır. Her gün şu kadar kişi Müslüman oldu denilmektedir. Demek ki hakikati arayanlar okur. Evet risaleleri isteyen herkes okuyabilir. Herkes her mevzusunu tam anlamasa da hissesiz kalmaz.

Manada Sadeleşme Olmaz

Sadeleştirmeler, hakiki metinden daha da anlaşılır olmadıkları, hatta ve hatta manayı bozmak gibi bir netice de verdikleri görülmektedir. Çünkü sadeleştirmeyi yapan kimse konuları tam olarak her yönüyle ele alamayacaktır. Mesela; “sabır” kelimesi beklemek, durmak, dayanmak, gayret etmek gibi daha birçok manayı içinde derc etmiştir. Bunları konularına göre tasnif etmek lazım gelir. Yoksa mana tamamen bozulur.

Kur-an’ın Bu Asra Bakan Yansıması Olarak Risale-i Nur

Risâle-i Nurlarda kullanılan kelimeler, deyimler, üslûp ve ıstılahları, hiç şüphesiz, bizim günübirlik konuştuğumuz dil ile bire bir örtüşmeyebilir. Bu durum ona bir eksiklik vermeyecektir. Risale-i Nurlar, birçok yönüyle olduğu gibi dil ve üslup yönüyle de Kur’an’ın bu asra bakan bir yansımasıdır. Risâle-i Nurlarda keyfi, dikkatsiz ve rastgele kelimeler kullanılmamıştır. Ayrıca Bediüzzaman Hazretleri Risale-i Nurlarda dilbiliminin kabul ettiği modern anlatım metotlarından ve düşünceyi geliştirme yollarından yararlandığı da görülmektedir.

Sadeleştirme ünvanı altında bu harika, sanatlı eserleri tahrip etmek, nurlara  ve onu okuyanlara en büyük zararı vermektir.

Bu yazının hazırlanıp yayınlama aşamasına getirilmesinde emeği geçen Kardeşim Osman ASLAN’a teşekkür ederim.

Bu yazı 120 Kez Okundu

  • Haber Tarihi: 04, Şubat Cumartesi, 2012 08:02
  • Etiketler:, , , , ,

    Yorum Yazarak Düşüncenizi Paylaşın.

    Kategoriler
    Urfa Mutfağı
    Yandex.Metrica
    Gerçekle savaşan, elbette alt olur gider.
    İsim :
    Şifre :

    Spor
    Urfa Türküleri Dinleyin

    Urfa1.COM Haber, Sitemiz urfa1.com bir haber sitesidir Urfa1.com Sitesini Ziyaret Eden Herkes Bu Kullanım Koşullarını Kabul Etmiş Sayılır